Anasayfa / Genel / Otistik Çocuk(Makale-2)

Otistik Çocuk(Makale-2)

bilgiler-otizm-otistik

Hazırlayan: Erdi Kanbaş – Özel Eğitim Uzmanı
e-posta: ekanbaş@mynet.com

Otizm farkına varılmasından bu yana uzmanları ve aileleri şaşırtan beynin az rastlanır bir düzensizliğidir. Otizmli çocuk minimal beyin bozuklukları olan çocuklar gibi zayıf duyu sürecinin pek çok belirtilerini gösterir.Dış çevre ile etkileşimi zayıftır. Ancak otizmli çocuğun ek olarak duyu motor bölgesinde ve diğer bölgelerde problemleri vardır. Otizm genellikle bir veya iki yakın birey haricinde diğer insanlarla ilişki kurma eksikliği olarak tanımlanır. Otizmli çocuk çoğunlukla kendi dünyasında olarak tanımlanır ve dünyasına davetsiz yada izinsiz girilmesini istemez. Konuşmayı öğrenirse, konuşması sınırlıdır; Sözcüklerin telaffuzu genelde düzgündür, ancak kelimelerde papağan gibi bir şekilde tonlama eksiktir, duyum monotondur. Ayrıca, çocuğun duygusal problemleri vardır. Bazı zamanlar çok az seviyede duygularını gösterir, sevgi veya korkuyu zorlukla çevresine yansıtır.Bazı otizmli çocuklar çok duygusallaşır, agresifleşir ve insanlara zarar verir. Birtakım duyu bütünleme terapistleri otizmli çocuklarla çalışmış, ancak genellikle, bu çocuklar için duyu bütünleme terapisi sağlayacak uzman deneyimi diğer beyinsel bozukluk tiplerine sahip çocuklar için olduğundan fazla değildir. Terapi bazı erken yaşta çocuklarda işe yaramış ancak diğerlerinde az miktarda veya hiç etkili olmamıştır. Biyokimyasal yaklaşımlar bu probleme çok az yardımcı olmuş ve davranışsal değiştirme teknikleri ise davranışa sebep olan durumu değiştirmeden sadece çocuğun davranışlarını kontrol altına almayı başarabilmiştir.Tüm bunlara rağmen bu yöntemin otizmli çocuğun beyin düzenine kayda değer herhangi bir farklılık getirmesi bile cesaret vericidir .

Duyu Süreci Bozukluğu

Otizmli çocuklar duyu bütünleme işlevi için standart testleri yapabilecek seviyede işbirliği gösterebilirler. Puanları çoğunlukla dispraksik (dyspraxic) çocuklara yakındır. dokunsal uyarının yerini tayin etmede, görmezlerse ellerinin nerede olduğunu bilmede zorluk çekerler. Motor planlamada çok fazla zorluk yaşarlar;bir testte gösterildiği gibi,testi yapan kişi alışılmadık bir duruş takınır ve bu duruşu taklit etmeye çalışır. Çocuğun duruşsal tepkileri iyi gelişmemiş olsa da,engelli çocuklara göre daha iyidirler. Bu gösterir ki, beyin pek çok duruşsal tepki için gerek duyulan proprioseptif (vücudun bir bölümünün duyusal farkında olma) ve dengesel girdileri işleme koyar. Bu bilgiyi serebral korteksin duyum alanlarına taşıyan sinir kanallarının işini tam yaptığını gösterir. Duyu sürecinin probleme sebep oluşuna başka bir bakış açısı da beynin başka bir alanının iyi çalışmıyor olmasıdır. Otizmli çocuklarda görülen kötü duyu sürecine 3 tip yaklaşım vardır. İlkine göre; duyu girdileri çocuğun beyninde doğru kayıtlı değildir. Pek çok şeye ilgi göstermezken Başka zamanlarda aşırı tepki verir. İkincisine göre; duyu girdileri, özellikle dengesel ve dokunsal duyumları iyi ayarlayamamaktadır. Yerçekimsel güvensizlik hissedebilir veya dokunsal olarak defansif olabilir. Üçüncüsüne göre; beyninin özellikle yeni veya farklı şeyleri yapma isteğini veren parçası düzgün işlemiyorsa çocuk yararlı veya maksatlı bir şeyleri yapmaya ilgi duymuyor veya çok az ilgi duyuyor olabilir.

Duyu Girdilerinin Kaydı/Algısı

Pek çoğumuz bildiğimiz bir sokaktan defalarca geçmiş ve bir gün daha önce hiç görmediğimiz bir şeyi fark etmişizdir.Tabelanın binanın veya o nesne her ne ise yeni olup olmadığını kendimize sorar ve onun hep orda olduğunu anladığımız da şaşırırız.Beyinlerimiz sadece daha önce hiç bu nesnenin dikkate değer olduğu kararını vermemiştir.Biz genellikle bir şeyi fark ettiğimizde bu şeyin dikkatimizi neden çektiğinin farkında değilizdir.Bu şeyin görüntüsü ile ilgili çok küçük bir farklılık olmuş olması gerekir-büyük olasılıkla güneş farklı bir izlenim bırakmasını sağlıyordu ve bu çok az farklılık beynimizin daha önce önem vermediği bu şeyi kayıt etmesine sebep oldu. Beynimizin limbik sisteminde hangi duyusal bilgi girdileri kayıt edileceğine, dikkatimize sunulacağına ve ayrıca bu bilgiyle bir şeyler yapıp yapmayacağımıza karar veren bir parçası vardır. Otizmli çocuklarda bu parça görevini iyi yapmaz ve böylece herkesin fark ettiği pek çok şeyi beyni algılamaz. Bu parça ne kadar zayıf çalışıyorsa çocuğun terapiye cevabı o kadar az olacaktır.

İşitsel ve görsel girdileri diğer tiplerdeki duyu uyarılarından genellikle daha fazla aldırmazdan gelir. Otizmli çocuk çoğunlukla bir zilin sesine hiçbir ilgi göstermeyecektir veya diğer seslere ve ona ne dendiğini algılamak da başarısız olacaktır. Bazen beyni gelen bilgiyi algılamaya karar verecektir ve ardından çocuk cevap verecektir. Bazen daha yüksek sesleri duyduğu görülür.Çoğu insan uzun süre hiçbir değişim göstermeyen seslerin farkına varmayı bırakırken otizmli çocuk değişmeyen ve sürekli seslere alışkanlık kazanmaz ve bu tip sesler daha çok dikkatini çeker. Otizmli çocuk ayrıca görsel çevresini de önemsemez görünür.İnsanlara doğru bakar ve onlar ona baktıklarında gözlerine bakmaktan çekinir.Oyunlara çok ilgi göstermez ancak bazen beyni bazı ince detaylara uzun ve dikkatle ilgi göstermesini sağlar.Örneğin yerdeki bir lekeye gibi.Beyni hangi görsel bilginin önemli hangisinin ilgisiz olduğunu bilmekte zorluk çeker Görsel uyarı olarak hareket eden şeritler pek çok otizmli çocuğun dikkatini çeker.Renkleri değişen ve beyaz çizgiler gözün önünden geçtiğinde denge merkezini harekete geçiren optokinetik nistagmus (nystagmus=göz bebeğinin kendiliğinden sağa sola titremesi)u harekete geçirir. Otizmli çocuk aynı zamanda diğer duyuları fark etmede de sorunlar yaşar.Boynunun arkasına hava üflendiğinde pek çok kişi minimal beyin bozukluğu olan çocuklarda dahil bu durumdan rahatsız olurlar ,omuzlarını kabartır veya arkalarını dönüp ne olduğuna bakarlar.Pek çok otizmli çocuk bu üfleme testine cevap vermez.Bu çocuklardan pek çoğu kokuların farkına varmaz ve çok az tat alma duyusuna sahiptir.Düşme veya çarpmalara genelde tepki vermezler.Şiddetli olmadığı sürece ağrılara da.Ancak bazı otizmli çocuklar nesnelerin yapısına son derece hassastırlar.Küçükken katı gıdaya direnç gösterebilirler çünkü yapısından hoşlanmazlar.Başka bir insan tarafından dokunulmaya da olumsuz yaklaşırlar.Ciddi Apraksi (işlev yitimi) olan çocuklarda bu duyu süreci problemleri mevcuttur. Baskı uygulayarak dokunmak otizmli çocukta genelde pozitif cevap yaratan bir dokunsal uyarı şeklidir.İki hasır paspas arasına yatıp üzerine ağır bir yastık alarak sarılmaktan hoşlanacaktır.Veya ellerini ağır şeylerin altına koyarak normal bir çocuğu acıtacak bir basınç hissinden hoşlanabilir.Bir şeyler hissetmek istiyor ancak muhtemelen sadece çok kuvvetli duyumları beyni fark edebilmektedir. Bu çocukların bir kısmı çoğu zaman elleri rahatsızmış gibi davranır ve sert baskı onların daha iyi hissetmesinin sağlar. Dispraksik (Dyspraxic) çocuklar da sıkı baskılı dokunuşlardan hoşlanır ancak bilgiyi otizmli çocuklardan daha kolay fark edebilir görünürler. Otizmli çocuk kaslarında girdiyi hisseder ve gözleri ve kulakları ile olduğundan daha kolay birleştirir. Kol ve bacakları çekmek eklemlerdeki reseptörleri uyarır ve otizmli çocuklar çoğunlukla terapistten kol ve bacaklarını çekmesini isterler. Buradan biz bu duyumların tatmin edici olduğunu yorumlayabiliriz.Yinelersek; sadece çok kuvvetli duyumlar yani diğer insanları incitecek derecede şiddetli hisler otizmli çocuklar tarafından fark edilir. Otizmli çocuklar hareketi ve dengesel uyarıları ısrarla arar veya onu tamamen ret ederler.Her iki tepki de normal değildir.Bazı çocuklar çok hareket ister ve bundan büyük haz duyuyor gibi görünürler.Dönmek ve sallanmak gibi hareketler onları sersemletmez veya hasta etmez.Bu beynin dengesel bilgiyi gerektiği gibi fark etmediğini akla getirir. Gün ışığında gözleri açıkken test edildiğinde otizmli çocukların tamamı kısa bir süre postrotari nistagmus gösterirler.Dengesel çift yönlü bozukluğa sahip olmalarına rağmen kısa süreli bir nistagmus dengesel duyumlar için önemli bir yolun iyi kullanılmadığını gösterir.Bu tüm açılardan dengesel uyarımların algılanmaması anlamına gelmez, pek çok otizmli çocuk için kısa süreli nistagmus yerçekimsel güvensizliği işaret eder ve bazı dengesel girdi/bilgi sadece algılanmamakla kalmamış ayarlanmadığı için çocukta sıkıntıya sebep olmaktadır. Otizmli çocuğun algılama fonksiyonu diğer insanlara bazen kaprisli bir hareket gibi görünebilir. Eğer bir gün beyni bir duyu girdisini algılamaya karar verirse başka bir gün neden başka bir şeyi de algılamasın? Bu tutarsızlık bazen ebeveynin şunları düşünmesine yol açar ‘isterse beni duyabilir’ veya ‘Neden benim ayakkabımın tekiyle oynamaktan bu kadar çok hoşlanıyor da kendi ayakkabılarına hiç ilgi göstermiyor?’ veya ‘kendi yumurta pişirebilirse neden masayı da hazırlayamasın ki?’Çocuk ebeveynine kasıtlı olarak zor zamanlar geçirtmeye çalışıyor veya kasıtlı olarak inatçılık yapıyor gibi gözükebilir. Ancak durum farklıdır.Otizmli çocuk bizim bir günden diğerine veya bir işten diğer işe gösterdiğimiz tutarlılığı gösterebilecek etkin beyine basitçe sahip değildir. Otizmli çocuk eğer yeterince özendirilirse genelde duyu girdisini algılaması yönünde motive olabilir. Bu sebeple davranış modifikasyonu prosedürleri bu çocuklarda etkilidir. Duyu bütünleme terapisi aynı zamanda duyuları algılaması için çocuğu özendirir.Ancak özendirme durumu içsel ve doğaldır. Dengesel uyarının keyfi (terapi boyunca )çocuğu motive etmeye yardım eder ve özellikle beynin diğer duyusal bilgileri (özellikle görsel) işleme almasına yardım eder. Otizmli çocuklar dengesel uyarılarla ilgili vücut hareketleri sırasında veya sonra bir terapistin gözlerine bakmaya meyilli olurlar.

Duyu Girdilerinin Ayarlanması

Otizmli beyin sadece duyu girdilerini algılama değil dokunsal ve dengesel duyuları ayarlamakta da başarısız olur. Ciddi sayıda otizmli çocuk dengesel sistemden gelen duyu girdilerini ayarlayamadıkları için yerçekimsel güvensizlik duyar ve hareket etmeye karşı direnç gösterirler. Bazı zamanlar bir ebeveynin kucağında veya bir salıncakta sallanırken kendilerini rahat hissederler. Bu durum rahatsızlığın sebebinin her zaman hareketin kendisi olmayabileceğini işaret eder. Yeryüzünde sıkı bir şekilde durma hissinin eksikliği bunun sebebidir. Çocuk yerçekimi ve uzay ile ilişkisi konusunda fazlasıyla endişeli görünür. Bu otizmli çocuklar eğer herhangi bir kimse onları baş aşağı eder, yüksek bir yere kaldırır veya alışkın olmadığı bir pozisyona taşırsa alarma geçerler. Çocuk yerçekimsel olarak güvensizse en azından bazı duyu girdilerinin farkına varır ve bu da terapinin daha başarılı olmasını sağlar. Biz daha önceden de otizmli çocukların pek çok dokunsal duyuyu çok şiddetli olmadıkları sürece farkına varmadıklarını belirtmiştik. Ancak bazen dokunsal duyuları sadece algılamaz aynı zamanda koruyucu bir reaksiyon verebilir.

Duyu Bütünlemesi

Otizmli çocuk pek çok çevresel duyumu algılayamadığı gibi boşluk/uzay ilişkisini ve uzayı açık bir şekilde anlayabilmesi için duyumlarını bütünleştiremez. Görsel bir algıyı yürürlüğe koyabilmesi için çok uzun bir zaman geçebilir ve kavradığı zaman bile çok iyi anlayamamış olabilir. Bu sebeple otizmli çocuk yeni bir süveteri giymeye direnç gösterebilir. Çünkü o süveterin alıştığı bir algısını daha oluşturamamıştır. Çocuk süveteri defalarca giydikten sonra kabul edecektir. Ona giymeyi kabul etmeden önce süveteri omzuna dolayarak yardımcı olunabilir. Görsel bilginin tek başına bu algıyı oluşturabilmesine süveteri omuzlarında hissetmesi yardımcı olacaktır. Terapideki ilk birkaç dakika gibi herhangi yeni bir durum çocuğa düzensiz duyumları özellikle görsel uyarıları şaşırtıcı bir düzenle sunar. Çocuk çevreyi tanıyıncaya ve alışıldık ve güvenli buluncaya kadar direnç gösterme eğilimindedir. Bazı çocuklar çevrelerindeki uzamsal elementlerin kaydı ile ilgili sorunlar yaşar ve terapi sırasında veya evdeki odalarında herhangi bir şey değiştirildiğinde sinirlenirler. Nesnelerin yerleri değiştirildiğinde kendilerini güvensiz hissederler. Bazen otizmli çocuk annesinin yeri terapi sırasında değiştiğinde bile sinirlenebilir. Biz ebeveynler onların bu zayıf duyu algılarıyla başa çıkmalarında onları anlamalı ve sabır göstermeliyiz. İşitsel bilginin algısı yetersiz olduğundan dil algılarının yürürlüğe girmesi sınırlıdır. Deriden kaslardan, bağlardan ve denge sisteminden gelen duyu bilgilerinin normal algısı dışında çocuk iyi açık bir vücut algısı geliştiremez. Dünya ile etkileşime giremez. Hareketleri iyi planlamayı öğrenemez, çünkü ne yaptığını kolay hissedemez. Ego gelişiminin fiziksel temellerinden yoksundur.

Bir şeyler Yapmayı İstemek

Pek çoğumuz bir veya birkaç defa sanki hiç hareket edemeyecek gibi hissetmişizdir. Çalar saatin alarmı çalar ama çok uykumuz vardır veya çocuğumuz bizi yanına çağırır ama yorgun bir günün ardından olduğumuz yerde yığılıp kalmışızdır. Kalkıp hareket etmemiz gerektiğini biliriz ama beyninizde bir şey size orda kalmanızı ve dünyayı boş vermenizi söyler. Normal insanların çok nadiren yaşadığı bu duygu otizmli çocukların genelde hissettiğine çok yakın bir duygudur. ‘Bunu yapmak istiyorum’ Fonksiyonu Beynimizin duyusal uyarılara tepki veren, yeni ve farklı şeyleri yapma davranışını tetikleyen isteği uyandıran bir kısmı vardır. Bu bölüm vücudu harekete geçiren kısımlara yap emrini verir. Bu sistem duyusal uyarıya ilgi gösteren veya fark eden sisteme benzer çalışır. Bir duyusal uyarıyı algılamanın sonucu ise harekete geçmek ve inkar etmek arasındaki seçimdir. Otizmli çocuklarda duyuları algılayan sistem gibi ‘bunu yapmak istiyorum sistemi’ de iyi çalışmaz. Bu onun hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez.Yararlı veya maksatlı olarak bir şeyler yapamaz. Onun oyunları basit tekrarlayan faaliyetlerden oluşur. Daha çok uzun süreler boyunca bir şeyleri çevirmek,tutmaya çalışmak veya sıraya dizmek ile uğraşırlar. Daha karmaşık faaliyetleri gerçekleştiremezler. Eğer birisi ona bir faaliyet gösterirse genelde onu yapmak istemez. Çocuk oyuncaklarla oynamak veya çevresiyle etkileşime geçmek için yeteneğe sahip değildir. Ama ona ‘bunu yapmak istiyorum’ sistemini harekete geçirecek kadar motivasyon verilmişse engelli bir sahadan geçmek gibi motor planlama gerektiren bazı karmaşık faaliyetleri yapabilir. Çoğu zaman bu sistem aktif değildir ancak çok nadir olarak yapabileceği şeyleri yapma kararını verir. Otizmli çocuklarda ‘bunu yapmak istiyorum’ sistemi daha çok kaprisli bir hareket gibi görünebilir.Anne çocuğunun çorabını giymesi için çok uzun süre ciddi uğraşlar verir ve çocuk sanki hiç öğrenmeyecekmiş veya işbirliğini reddediyor gibi görünebilir.Çocuk sanki annenin çabalarına direniyormuş gibi gözükür ama beyni o anda ‘bunu yapmak istiyorum’ sistemini harekete geçiremiyordur.Daha sonra kimsenin yardımı olmadan çorabını kolaylıkla giyebilir. Fiziksel çevreyle çocuğun etkileşime girmemesinin nedenlerinden biri çocuğun pek çok şeyin kullanımını veya anlamını fark edememesidir. Üç tekerlekli bir bisikleti nasıl kullanacağını bilmek bir kişinin vücudunu ve onu nasıl çalıştıracağı bilgisini gerektirir ve aynı zamanda teorik-soyut düşünme yeteneğine de sahip olmalıdır. Bisikleti gördüğünde onun üzerine oturacağını, pedallara ayaklarını koyup çevirerek bisikleti harekete geçireceğini çıkarmalıdır.Böyle bir teorik-soyut düşünme otizmli çocuk için zordur. Üç tekerlekli bir bisiklet gördüğünde görsel olarak şekline yeterince ilgi gösterse bile üstüne oturup sevk için sürülecek bir şey olduğunu anlamaz. Beynin bunu yapmak istiyorum kısmı iyi çalışmadığında onu üç tekerli bisiklete oturtmak isteyen herkese direnecektir. Otizmli çocuğa bir şey sunduğunuzda çocuğun bunu kullanabilecek motor kapasitesi olduğunu hatırlayın. Ancak bunu yapmak istiyorum sistemi yeni ve farklı bir şey yapmak istemiyor olabilir.Üç tekerli bisiklete binmekten zevk almayı öğrenince bu defa bunu yapmayı istediği halde bir scooter’a binmeyi reddedebilir. Scooter sürmeyi istemesinden önce onun bilindik bir algısını oluşturmalıdır. Bunun oluşabilmesi için üzerine binip sürmesi dokunma duyuları yardımıyla onu hissetmesi gerekir. Scooter görmek diğer çocuklar ve ebeveynlerinde oluşan anlama duygusunun aynısını ona hissettirmez.Otizmli çocuk en iyi yaparak öğrenir. Otizmli çocuk ilk birkaç sefer bir şeyi sürmekten normal derecede zevk almayabilir.Çünkü beyni alışılmadık vücut duyumlarını zevkli olarak algılamayabilir.Zevk almadan önce bu duyumları defalarca denemelidir.Genelde otizmli çocuklar terapide yeni veya farklı bir aktivite ile karşılaştıklarında o aktiviteye yoğunlaşırlar. Fakat ancak birkaç seans sonunda o aktivite esnasında gülümseyip kahkaha atmaya başlayabilirler. Eğer bir ilerleme kaydetmek isteniyorsa hem terapist hem ebeveynler tedavi amaçlı aktiviteleri kabul etmeye hazır olana kadar çocuğun direncine tahammül etmek zorundadırlar. Çocuğun motor becerileri hareket veya yerçekiminden gelen duyuların iyi ayarlanamamasından da etkilenir. Yerçekimsel güvensizlik eğer terapist veya anne baba çocuğu hareket ettirmede dikkatli davranmazlarsa hoş olmayan duyumlara hız kazandıracaktır.Eğer dengesel bilgiyi ayarlamazsa kendini hareketsiz bırakır.Bu hareketsizlik terapistin terapi esnasında başa çıkması gereken bir semptomdur. Terapi dengesel duyumları rahat ve zevkli hale getirene kadar çocuğun hareket ve vücut şeklindeki değişimleri içeren aktivitelere katılmaya direnç göstermesini beklemeliyiz.

Motor Planlamanın Gelişimi

Zayıf duyu süreci motor planlama kapasitesinin pek çok açıdan gelişimini engeller.Çocuk gözünün önündeki bir objenin görsel algısını hemen oluşturamaz, motor planlamada kullanmak için iyi gelişmiş bir vücut algısı yoktur. Bir objenin kullanımının ne olduğunu kavramada sorunlar yaşar,bilinçli hareketler yapmada zayıftır, yeni veya farklı şeyler yapmaya direnç gösterir ve yaptığında da ona zevkli gelmeyebilir.

Çocuk bir şeyi yapmak için içsel bir istek geliştirmedikçe ve zevk almadıkça çevreyle olan etkileşimini de geliştiremez. Ancak, bazı otizmli çocuklar dengesel uyarılar almaktan çok fazla tatmin duyar ve zevk alırlar. Tedavi amaçlı (therapeutic) ekipmanlar üzerinde uzun süre boyunca adaptif tepki (adaptive responses) ve sürekli artan bir ilgi geliştirmeden oynayabilirler. Ne zaman motor plan için bir çaba gösterseler zorlanırlar. Çünkü dispraksik benzeri bir durumları vardır. İnsan davranışının temelinde algıların düzenlenmesi ve bunlara verilen tepkiler yatar. Çevresini iyi algılamayan veya etkin bir şekilde etkileşim kuramayan birey daha kompleks davranışları organize edemez. Otizmli çocuk normal merkezcil programlı hareketlere sahip olsa veya isteksiz kas kasılmaları ile sınırlanmış olmasa bile vücudunu kullanmada ciddi problemler yaşar .Genelde konuşma, öz bakım ve duygusal kaynaklı davranışları içeren pek çok alanda sorunlar yaşar.Basit adaptif motor tepkilerini organize edemediği sürece karmaşık davranışlarda hep sorunludur. Otizmli çocuk için terapinin hedefi duyusal işlemi geliştirmektir.Bu şekilde daha çok duyum etkin bir şekilde ayarlanabilecek ve algılanabilecektir. Ayrıca terapistin bir diğer hedefi de çocuğa davranışlarını organize etmeyi öğrenmesi için yardım ederek basit adaptif tepkiler oluşturması için cesaretlendirmektir. Terapi bir fark yarattığında çocuğun hayatı bir hayli değişir. Terapi her otizmli çocuğun hayatında büyük fark yaratmaktadır. Otizmli çocuklarla terapiye devam ederken onların sinirsel(nörolojik) problemleri hakkında daha çok şey bulup duyusal deneyimlerle onların beyinlerine ulaşma yollarını geliştireceğiz.

Kaynakça:

  • Otistik Çocuklar Derneği Mesaj Defterinden Alıntı: www.oder.org
  • * Bu makale, hiçbir düzenleme yapılmadan, yazıldığı şekilde alıntılanmıştır. ZİÇEV, yazı içeriğinde bulunabilecek rahatsızlık verici kelime ve ifadelerden sorumlu değildir.