İletişimBağışlarınızGönüllü KatkılarEnglish
ZICEV

Kaynaştırma Eğitimi

Engelli Çocukların Normal Sınıflara Yerleştirilmesi (Kaynaştırma)

Yard. Doç. Dr. Süleyman Eripek

Engelli çocukların normal çocuklarla birlikte eğitilmeleri ilkesi, kısa adıyla “kaynaştırma” yaklaşımı, 1970’li yıllardan başlayarak Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinde, üzerinde oldukça tartışılan bir konu olmuş, son yıllarda giderek artan taraftar kitlesiyle geniş bir uygulama alanı bulmuştur.

Ülkemizin, birkaç özel uygulama dışında, bu gelişmelerden yeterince etkilendiği, konunun çeşitli boyutlarda yeterince ele alınıp tartışıldığı söylenemez. Ancak, 1983 yılında yürürlüğe giren 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yasasının 4. maddesi “e” fıkrasında yer alan, “durumları ve özellikleri uygun olan özel eğitime muhtaç çocukların, normal çocukların eğitimleri için açılmış olan okul ve eğitim kurumlarında normal akranları arasında eğitilmeleri için gerekli tedbirleri alır” hükmüyle, kaynaştırma yaklaşımı yasal boyutta yerini almıştır.

Gerçekte ülkemizde, yıllar boyu pek çok engelli çocuk, belirli bir plan ve program içerisinde olmasa da normal sınıflara devam ede gelmiştir. Son yıllarda, bu durumda olan engelli çocukların sayısının giderek arttığı gözlenmektedir. Konunun yasada da yer almasıyla, bu hızın daha da artacağı tahmin edilebilir. Nitekim, yazarın bulunduğu Eskişehir ilinde, iki yıldır, sınıflarında engelli çocuk bulunan öğretmenler için özel kurs programları düzenlenmektedir. Bu kurslara 40’a yakın normal sınıf öğretmeni katılmıştır. Diğer yandan, normal okullar bünyesinde eğitilebilir geri zekalı çocuklar için açılan alt özel sınıflara devam eden çocuk sayısının, bu grubun genel nüfus içerisinde tahmin edilen sayının çok altında olması, üstelik bu sınıflara devam eden çocukların önemli bir bölümünün, gerilikleri daha ağır derecede olan öğretilebilir geri zekalı çocuklardan oluşması, zorunlu eğitim çağındaki eğitilebilir geri zekalı çocukların pek çoğunun normal sınıflara devam ettiğini göstermektedir.

Gerek 2916 sayılı Yasanın ilgili hükmü, gerekse engelli çocukların artan bir hızla normal sınıflara yerleştirilmeleri, genelde olumlu gelişmeler olarak nitelendirilebilir. Ancak, kaynaştırma yaklaşımı içerisinde, engelli çocukların normal sınıflara yerleştirilmeleri, plansız programsız, gelişigüzel bir etkinlik değildir. Üstelik kaynaştırmanın başarılı olması, pek çok koşulun bir arada olmasını gerektirmektedir. Tüm bunlar yeterince değerlendirilmeksizin yapılacak kaynaştırma, yaradan çok zarar getirebileceği gibi, genel eğitim sisteminde, bu çocukların normal sınıflara yerleştirilmelerine ilişkin var olan ılımlı yaklaşımı iyileştireceği yerde kötüleştirebilecektir.

Bu yazımızda, konuyla ilgili çevrelerce yapılacak tartışmalara kaynaklık etmesi umuduyla, kimileri için her derde deva, kimileri için ise geçici bir heves, yeni bir moda olan kaynaştırmanın ne olduğu, türleri, yararları, problemleri, yanıt aranan sorular, göz önünde bulundurulması gereken hususlar ve bir kaynaştırma türü olarak yarım zamanlı özel sınıfa yerleştirme konuları üzerinde durulacaktır.

Kaynaştırma Nedir?

Bugüne değin kaynaştırmanın pek çok tanımı yapıla gelmiştir. Bunlar içerisinde en popüler olan tanıma göre (Mac Millan, 1982), “Normalleştirme çabasının bir basamağı olan kaynaştırma, bireyselleştirilmiş eğitim plan ve programları içersinde, uygun görülen engelli çocuklarla normal akranlarını, belirli sürelerde eğitim ve sosyal yönlerden bütünleştirmektir.”

Konuya kaynaştırma nedir, ne değildir açısından bakıldığında, kaynaştırma,

  • Engelli çocuk için en uygun eğitimi, en az sınırlı ortamlarda sağlama
  • Çocuğu, klinik ya da tanılamadaki etiketine göre değil, gereksinimine göre eğitme
  • Çocuğun normal sınıfta eğitiminde, karşılaşabileceği problemlere ilişkin olarak normal sınıf öğretmenine yardımcı olma, gerekli önerilerde bulunma
  • Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadır. Diğer yandan,
  • Özel sınıflardaki tüm öğrencileri normal sınıflara aktarma
  • Engelli çocukları, eğitimlerinde gerekli olan koşulları ve hizmetleri sağlamadan normal sınıflara yerleştirme
  • Her zaman özel sınıflarda sağlanan hizmetlerden daha ucuz değildir. C&C, 1975)

Gelişimini Etkileyen Etmenler

Kaynaştırma programlarının giderek artan bir hızla yaygınlaşmasında rol oynayan etmenler; sosyal baskılar, araştırma sonuçları ve yasal düzenlemeler olarak gruplandırılabilir. (Mac Millan, 1982)

a. Sosyal Baskılar: Engelli çocukların özel sınıf ya da okullarda normallerden ayrı olarak eğitilmeleri, öteden beri çeşitli çevrelerde eleştirilere neden olmuştur. Hatta bu uygulamalar bir tür sosyal Darwinizm olarak nitelendirilmiştir.

b. Araştırma Sonuçları: Yöntem ve kapsam açısından yeterli düzeyde olmamakla birlikte, son yıllarda kaynaştırma programına devam eden çocuklarla ayrı sınıf ya da okullara devam eden çocukların akademik ve uyum yönünden başarılarını karşılaştıran birçok araştırma yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, özellikle hafif derecede geri zekalı çocuklarda, özel sınıflara devam edenlerin durumları, herhangi bir özel yardımın sağlanmadığı normal sınıflara devam edenlerden daha iyi bulunmamıştır. En azından aralarında önemli bir fark yoktur. Genelde özel sınıfların personel, araç gereç ve gerekli düzenlemeler yönünden normal sınıflara göre daha pahalı bir eğitim olduğu düşünülecek olunursa, bu sınıfların açılmasını haklı gösterebilecek nedenler bulmak güçleşmektedir.

Ancak başlangıçta da değinildiği gibi, bu konuda henüz yöntem ve kapsam bakımından yeterli sayıda araştırma yapılabilmiş değildir. Bir görüşe göre, nasıl köleliğin doğru olmadığını savunabilmek için araştırma yapmaya gereksinim yoksa, engelli çocukları ayrı yerlerde eğitmenin doğru olmadığını söylemek için de araştırmaya gerek yoktur.

c. Yasal Düzenlemeler: Sosyal baskıların ve araştırma bulgularının yarattığı kamu oyunun, sonuçta yasa koyucuları etkilemesi kaçınılmaz olmaktadır. Böylece yeni yasalarda, engelli çocuklarla normal çocukların birlikte eğitilmelerine ilişkin hükümler ve düzenlemeler yer almaktadır. Bunlar da mevcut gelişimi hızlandırıcı rol oynamaktadırlar.

Türleri

Kaynaştırma yaklaşımı içersinde engelli çocukların yerleştirilebilecekleri yerler, bütünleşmenin derecesine göre en azdan en çoğa şöyle sıralanabilir. (Mac Millan, 1982)

Özel Sınıf: Engelli çocuk özel bir sınıfa yerleştirilir, bazı okul çalışmalarında normal çocuklarla bütünleştirilir.

Kaynak Oda: Çocuk normal sınıfa yerleştirilir. Gezici öğretmen tarafından evde ya da okulda, bireysel ya da ufak gruplar içersinde ek yardım sağlanır.

Sınıf İçi Hizmetler: Çocuk normal sınıfa yerleştirilir. Belirli bir plan ve program içersinde eğitim ve uzmanlık hizmetleri sağlanır.

Sınıf Öğretmenine Yardım: Çocuk normal sınıfa yerleştirilir. Sınıf öğretmenine, engelli çocuğun eğitimine ilişkin yardım ve önerilerde bulunulur.

Görüldüğü gibi, yalnızca ilkinde çocuk temelde özel sınıfa yerleştirilmekte, diğerlerinde çocuğun yeri normal sınıflar olmaktadır. Bunlar içersinde, tüm çocuklar için en iyi, en uygun olanından söz edebilmek mümkün değildir. Çünkü iyilik ve uygunluk, her çocuğun özel durumuna ve sahip olunan mevcut olanaklara göre değişiklik göstermektedir.

Yararları

Kaynaştırmanın en önemli yararı doğrudan engelli çocuğa ilişkindir. Refleksiv davranışlar dışında insan davranışlarının hemen tamamı öğrenme sonucunda edinilen davranışlardır. Çocuklar çevrelerindeki akranlarını ve yetişkinleri gözleyerek ya da onların davranışlarını öykünerek kendi davranışlarını biçimlendirir, yeni davranışlar edinirler. Dolayısıyla çocuk, normal ortamlar içersinde, olağan insanlarla birlikte olduğu ölçüde toplumun beklentilerine uygun davranışları edinme olanağını elde edebilecektir. Tersine, ayrı eğitim kurumlarında, normal yaşam ortamlarından uzak olarak yaşamını sürdüren, okulda geçen zamanının çoğunu kendisi gibi engelliler arasında geçiren çocukların, bu tür davranışlar edinmeleri güç olabilecektir. (Paul, 1977) Özel eğitimde özel sınıf ya da okul uygulamalarının en çok eleştirildiği konu budur.

Diğer yandan, engelli çocukların akademik ve sosyal gelişimleri yönünden, kaynaştırma programlarıyla ayrı eğitim programlarını karşılaştıran araştırmalar genelde kaynaştırma programlarının lehinde sonuçlar vermektedir. (Mac Millan, 1982)

Kaynaştırma programlarının yararlarına, yalnızca engelli çocuklar yönünden bakmak yanlış olabilir. Normal çocuklar da kaynaştırma programlarından pek çok yönde yararlanmaktadırlar. İlki, ileriki yaşamlarında birçok ortamda karşılaşabilecekleri engelli çocukları önceden tanıma ve anlamaları mümkün olabilecektir. İkincisi, kaynaştırma ortamlarında bireysel farklılıkları daha kolaylıkla fark edip anlayabileceklerdir. (Wolfensberger, 1982) Bunun sonucu olarak gerçekçi bir kimlik geliştirme şansları daha yüksek olacaktır.

Konuya sınıftaki eğitimin niteliği açısından bakıldığında, sınıfa yerleştirilen engelli çocuğun öğretimin dinamiğini ve bireyselliğini artırabileceği söylenebilir. (Mac Millan, 1982)

Tüm bunların yanında, engelli çocuklar için ayrı okul ve sınıfların varlığı, çoğu kez normal okullarda görevli yönetici ve eğitici personelin, bu çocukların eğitimlerini kendi sorumlulukları dışında görmelerine neden olabilmektedir. Bu durum genel eğitimle özel eğitim arasında olması gereken ilişkileri ve işbirliğini önemli ölçüde engellemektedir. Kaynaştırma programları bu bakımdan böylesi bir tehliketi en aza indirmektedir.

Engelli çocuğun normal sınıfa yerleştirilmesi hem engelli çocuğun, hem anne babanın, hem de öğretmenin daha yoğun çaba ve gayretlerine gereksinim göstermektedir. Bir bakıma kaynaştırma, çocuğun gelecekteki iyiliği için zor olanı, güç olanı denemek olmaktadır.

Eğer engelli çocuk normal sınıf yerine ayrı bir eğitim kurumuna yerleştirilmiş olsaydı, her şeyin özel gereksinimlere göre düzenlendiği bu kurumlardaki eğitim yaşantısına uyumu kolay olacaktı. Üstelik kendisi gibi engelli olanlarla birlikte olmanın sağlayacağı psikolojik ve sosyal rahatlığı yaşayabilecekti. Konuya öğretmen açısından bakıldığında, öğretmenler engelli çocukların bulunmadığı sınıflarındaki alışa geldikleri eğitimi sürdüreceklerdi. Engelli çocukların anne babaları ise, çocuklarını özel bir eğitim kurumuna, alanlarında özel olarak yetişmiş eğitici personelin eline teslim etmenin gönül rahatlığıyla diğer işlerine bakacaklardı. Oysa kaynaştırma programları, getireceği ek yük ile çalışma ve sorumluluk alanlarını genişletmektedir. Tüm bunların yanında, gerekli önlemler alınmadığında bazı problemlerle karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır. Aşağıda, mevcut uygulamalar göz önünde bulundurulduğunda karşılaşılan problemler; engelli çocuk, sınıf öğretmeni ve engelli engelli çocuğun anne babası yönlerinden ele alınmıştır. (Donald, 1983; Hallahan, 1978; Mac Millan, 1982; Wolfensberger, 1982)

Engelli Çocuk Yönünden:

a. Engelli çocuk kendisini normal akranlarıyla karşılaştırarak olumsuz bir kimlik geliştirebilir. Kendini değersiz görebilir.

b. Kendisini normal akranlarına kabul ettirmede, sağlıklı ilişkiler kurmada güçlük çekebilir. Hatta bu güçlük onu okula devamdan alıkoyabilecek güçte olabilir.

c. Kaynaştırma programlarındaki mevcut hizmetler engelli çocuğun gereksinimlerine uygun olmayabilir. Örneğin çocuğun gereksinim duyduğu fizyoterapi, konuşma terapisi gibi bazı hizmetler normal sınıf ortamında sağlanamayabilir.

Sınıf Öğretmeni Yönünden:

a. Bazı öğretmenler kaynaştırmaya ilişkim olumsuz bit tutum içinde olabilmektedirler. Bunun temeldeki nedeni, getireceği ek yük yada sınıftaki eğitimin kalitesinin düşeceğine ilişkin kaygılar olabilir. Bu yönüyle okul yönetiminin tutumu da öğretmen davranışları üzerinde etkili olabilmektedir.

b. Birçok durumda öğretmene, engelli çocuğun eğitimine ilişkin gerekli yardım ve rehberlik sağlanamamaktadır. Bunun sonucu olarak, engelli çocuğu tanımayan öğretmen ne yapacağını bilememenin sıkıntısı içersinde, yeterince yararlı olamamaktadır.

c. Sınıfların kalabalık olması durumunda, öğretmenin engelli çocukla ilgilenebilmesi güç olmaktadır.

d. Öğretmen birçok durumda, çocuğun eğitimi konusunda anne babanın ilgisiz tutumuyla karşılaşmaktadır. Bunun sonucunda, sağlanan eğitim bütünlüğünü yitirmektedir.

e. Bazı aileler, çocuklarının sınıflarında engelli çocuk bulunmasından hoşnut gözükmemekte, düzenlenen toplantılarda ve özel görüşmelerde, sürekli olarak bu konuda çeşitli şikayetlerde bulunmaktadırlar.

Engelli Çocuğun Anne Babası Yönünden

a. Normal sınıf ortamlarında sürekli olarak çocuklarının akranlarından farklılığını izleme, anne babalar için alışılması güç bir durum olabilmektedir.

b. Genellikle normal çocukların aileleri, engelli çocukların ailelerinin neler hissettiklerini ve ne gibi bir durum içersinde olduklarını, gerçekçi bir biçimde tahmin edememektedirler. Konuya yüzeysel bir acıma duygusu içinde bakmaktadırlar. Onların bu tavırları, engelli çocukların anne babaları için üzüntü kaynağı olabilmektedir.

c. Kaynaştırma programları içersinde, öncelikle engelli çocuğun gereksinimlerinin karşılanmasına özen gösterilmektedir. Çoğu kez ailenin gereksinimleri dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak, okul-aile işbirliği gerektiğince sağlanamamaktadır.

Yanıt Aranan Sorular

Kaynaştırma programlarının gerçekleştirilmesi oldukça karmaşık bir süreçtir. Programın başarısı pek çok etmene bağlıdır. Mac Millan’a göre (1982), halen yeryüzünde kaynaştırmayı tam anlamıyla gerçekleştirebilmiş bir program bulunmamaktadır. Üstelik uygulama içersinde bazı sorulara henüz< kesin yanıtlar bulunabilmiş değildir. Bu soruların bazıları şunlardır:

1. Engelli çocuk, akranlarının bulunduğu sınıfa mı, yoksa başarısı yönünden aynı seviyede olduğu sınıfa mı yerleştirilmelidir?

2. Sınıfa bir engelli mi, yoksa daha fazla engelli mi yerleştirilmelidir?

3.Çocuğun yerleştirileceği sınıfın ortalama başarı düzeyi yüksek mi, yoksa çocuğun düzeyine yakın mı olmalıdır?

4. Çocuğun yerleşeceği sınıfı kararlaştırırken, öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin tutumu dikkate alınmalı mıdır?

5. Öğretmene çocuğun engelli olduğunu söylememenin bir yararı olabilir mi?

Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler

Yapılan tüm eleştirilere rağmen, az gelişmişinden çok gelişmişine, hemen her ülkede özel sınıf ya da okullar bulunmaktadır. Dolayısıyla gereksinim devam ettiği sürece, bu kurumlar varlıklarını sürdüreceklerdir. Üstelik genel eğitim sistemleri ve toplum, henüz ağır derecede engellilerin normal sınıflarda eğitilmelerine hazır gözükmemektedir. Gerçekte kaynaştırma programlarının tüm engelli çocuklara uygun olacağını öne sürmek aşırı iyimserlik olur. Hemen her eğitim programı için söz konusu olduğu gibi, kaynaştırma programları da bazı engelli çocuklar için uygunken, bazıları için hiç de öyle olmayabilir.

Forness’e göre (1979), çocuğun kaynaştırma programına yerleştirilmesine karar vermede sekiz ölçütün dikkate alınmasında yarar olacaktır. (Bkz. Tablo). Ancak bunlardan hiçbirisi tek başına çocuğun, kaynaştırma programında başarılı olup olmayacağını göstermez. Üstelik çocuğu kaynaştırma programlarına yerleştirmeye karar verirken, bu ölçütlerden kaçının uygun olması gerektiği konusunda da bilgi sahibi değiliz.

Kaynaştırma Kararında Göz Önünde Bulundurulacak Ölçütler
Çocuk KaynaştırılmalıKaynaştırma Düşünülürken Dikkatli Olunmalı
1. Çocuk ufak yaşta ve problem, okul yıllarının başında belirlenmiş ise1. Çocuk ileri yaşta ve problem, normal sınıfta düzelecek gibi gözükmüyorsa
2. Çocuğun problemi hafif derecede ve okul dışı yaşamını kapsamıyorsa2. Çocuğun problemi ağır derecede ve yaşamının diğer alanlarını da kapsıyorsa
3. Çocuğun problemi tek bir işlev alanıyla sınırlıysa3. Çocuğun çoklu problemi varsa (örneğin geri zekalılık+davranış problemi
4. Çocuğun problemini düzeltmek pek çok araç ve gerecin kullanımını gerektirmiyorsa4. Çocuğun durumu pek çok araç gereç ya da karmaşık öğretim tekniklerinin kullanımını gerektiriyorsa
5. Çocuk normal çocuklarla arkadaşlık kurabilecek, yardımlaşabilecek yeteneklere sahip gözüküyorsa5. Çocuk normal çocuklarla arkadaşlık kurmada sürekli güçlük çekiyorsa
6. Normal sınıftaki öğrenci sayısı 25 ya da 30 öğrenciden azsa6. Normal sınıftaki öğrenci sayısı 30 ya da 35 öğrenciden çoksa
7. Normal sınıfın öğretmeni bilgili ve çocuğun problemiyle uğraşmaya istekliyse7. Çocuğun öğretmeni isteksiz ya da genelde çocukla çalışmayı sürdüremeyecek durumda ise
8. Çocuğun ailesi istekli ve onun problemiyle ilgilenebilecek durumda ise8. Çocuğun ailesi çocuğun problemiyle ilgilenemeyecek, ona yardımcı olamayacak durumda ise

Forness sıraladığı bu ölçütlere ek olarak çocuğun fiziksel görüntüsünün, anne babanın çocuktan beklentilerinin, engelli çocuk ile sınıftaki diğer öğrencilerin geldikleri çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi arasındaki farklılıkların verilecek kararda etkili olabileceğini belirtmektedir.

Yarım Zamanlı Özel Sınıflarda Kaynaştırma

Bilindiği gibi engelli çocuklar, belirli işlev alanlarında gerilik yada yetersizlik gösterirler. Bu, onların tüm işlev alanlarında yetersizlik gösterecekleri anlamına gelmez. Örneğin geri zekalı bir çocuk pekala akranları düzeyinde, hatta onlardan daha güzel resim yapabilir. Aynı şekilde işitme engelli bir çocuğun matematik derslerindeki başarısı, akranlarının ortalama başarı düzeylerinden daha yüksek ya da en azından onlar kadar olabilir. Buradan kolayca kestirilebileceği gibi, engelli çocuklar, normallerden önemli farklılıklarının olmadığı, hatta üstünlüklerinin bulunduğu işlev alanlarında, normal çocuklarla ortaklaşa gerçekleştirecekleri çalışmalarda, psikolojik bakımdan kendilerini daha iyi ve rahat hissedeceklerdir. Üstelik bu ortamlarda, diğer çocuklar tarafından kabul edilmeleri daha kolay olabilecektir. Diğer yandan uygulamanın normal sınıf öğretmenine ve anne babaya düşen yükü nispeten hafifleteceği, çocuğun normal sınıfa tam zamanlı olarak yerleştirilmesi durumunda ortaya çıkabilecek bazı sorunları ortadan kaldırabileceği ya da azaltabileceği söylenebilir.

Engelli çocukları normal sınıfa yerleştirme yaklaşımının tüm çocuklar için uygun olmaması ya da gerekli koşulların yerine getirilmesi, diğer bir kaynaştırma türü olan yarım zamanlı özel sınıflara yerleştirme seçeneğini ön plana çıkarmaktadır. Bu tür özel sınıflar, genellikle sayıları 10-15’i aşmayan, aynı tip engelli çocuklardan oluşmaktadır. Sınıflar, engelli çocukların ortak olabilecek gereksinimlerine göre düzenlenmiştir. Sınıfın eğitim ve öğretim sorumluluğunu, alanında özel olarak yetişmiş öğretmen, bazen de yardımcısıyla birlikte üstlenmektedir. Bu sınıflara devam eden öğrenciler, hazırlanan bireysel programlar uyarınca bazı okul çalışmalarında, normal sınıflarda, normal akranlarıyla birlikte olmaktadırlar. (Hallahan, 1978)

Ancak burada normalleştirme ilkesi çerçevesinde, gözden ırak tutulmaması gereken bir husus var. O da bu uygulama içersinde, engelli çocuğun okulda geçen zamanının belki de yarıdan fazlasını, kendisi gibi engelli çocuklarla birlikte özel sınıfta geçireceğidir. Bu durumun, çocuğu normalleştirme amacına ne denli uygun düşeceği tartışılabilir. Diğer yandan belirli sürelerde normal sınıfta olan engelli çocuğun, normal akranları içersinde yeri bir “misafir” ya da “yabancı” olabilir.

Yarım zamanlı özel sınıf uygulaması bir bakıma engelli çocuğun, özel eğitim gereksinimiyle normalleştirme ilkesini dengeleme çabası içersinde gözükmektedir. Ancak, engelli çocukların normal sınıflara yerleştirilmesi uygulamasında olduğu gibi, bu uygulamada da henüz yeterli deneyim kazanılamamıştır.

Kısacası her iki uygulamada da etkin kaynaştırma modellerine ulaşılabilmiş değildir. Yakın bir gelecekte bilimsel çalışmalarla desteklenecek uygulamalarla etkin kaynaştırma modellerinin oluşturulabileceği umulmaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Council for Exceptional Children “What is Mainstreaming?”” Exceptional Children. 42 (3), 1975 (Paul, 1977. s. VIII’den alıntı)
  • Forness, S. R. Clinical Criteria for Mainstreaming Mildy Handicapped Children. Psychology in the Schools, 16, 1979.
  • Hallahan, D. P. ve J. M. Kauffman. Exceptional Children. US:Prentice Hall Series in Special Education, 1978.
  • Mac Millan, Donald L. Mental Retardation in School and Society. US: Little Brown and Company, 1982.
  • Paul, James L., A. P. Turnbull ve W. M. Cruickshank. Mainstreaming, A Practical Guide. US: Syracuse University Press, 1977.
  • Wolfensberger, Wolf. The Principle of Normalization in Human Services. US: National Institute on Mental Retardation, 1982.